- » ASTROLOJİ
- » DÜNYA
- » EĞİTİM
- » EKONOMİ
- » GÜNCEL
- » İLETİŞİM
- » KÜLTÜR VE SANAT
- » MAGAZİN
- » POLİTİKA
- » ROPÖRTAJ
- » SAĞLIK
- » SPOR
- » TEKNOLOJİ
Güzel olarak neyi yazabilirm? İçerisinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının 23 Ağustos’taki güzel yaz’ını mı, yoksa Adana’nın kavurucu sıcağından kaçıp tatil yapma şansı bulanları mı?
Ya da tatil imkanı bulamayıp pazarını evde geçirmek zorunda kalan garibanımı mı?
Veya herşeye rağmen, hayata sarılıp eşini, çocuğunu evden çıkarıp parasız da gezilebilen parklarda dolaştıran, çayını demleyen, hayata küsmemiş insanlarımı mı?
Yaz parası olanlar için güzel bir mevsim. Durumu olmayanlar için ise, sıcak bir kabus.
Yıllar yıllar önce, yaz aylarında Adanalılar bulabildikleri ulaşım araçlarıyla, genellikle Karataş’a giderlerdi. Kimi aileler çadır kurar, kimi de günü birlik konaklarlardı. Bizler her halukarda denizden çıkmaz, bir tatil gününün sonunda sıcaktan kavrulup haftalarca yanardık... Ama yine de mutluyduk...
Şimdi etrafı istila edilen ünlü Karataş plajının kumsalında tabiri caizse iğne atsan yere düşmezdi. Herkes huzurlu, herkes gelecek için umutlu olarak şehre dönerdi. Bunun yanında Karataş’tan tatilciler bile istifade eder, kimi tatlı satar, kimi buz satıp tatil parasını çıkarırdı.
Yerli halkı, balıkçısı, esnafı derken, yazın nimetlerinden herkes bir şekilde istifade ederdi. Geçtiğimiz hafta, gazetemizin manşetinde bugünkü Karataş’ın karamsar bir tablosu anlatıldı. Buna her Çukurovalı gibi ben de üzüldüm. Tabii ki çadırların ilkel görüntüsü kaldırılmalıydı, ama o muhteşem kumsallı plaj kiraya verilmemeli, herkese açık bir konuma getirilmeliydi.
Belediye de daha dolaylı kaynaklardan gelir elde etmeliydi. Ben bu pazar, maalesef Mersin sahillerindeydim. Adanalılığıma gelince, mangalda kül bırakmayan ben, niçin Mersin’i tercih etmiştim?
Gönlüm isterdi ki, burnumuzun dibindeki aynı havayı, aynı doğayı kokladığım insanlarla beraber olabilmekti. Ne yalan söyleyeyim, öncelikle gittikçe kötülenmeye başlayan Karataş imajından yolun bozukluğundan, oradaki konaklama tesislerinin olup olmadığını tam bilmediğimden gidemedik ben ve yurtdışından gelen misafirlerim.
Adını Hasan şaş’la duydukları bu sahil beldemize götüremedim (bir sürprizle karşılaşacağım korkusuyla). Çünkü Karataşlı bile ilçelerinin pis, bakımsız, gelişmişlikten uzak olduğunu söylüyor. Bunda kabahatli Karataşlılar mı, Karataş’a gidip de umduklarını bulamayan tatilciler mi, yoksa bu güzel deniziyle ünlü ilçeyi tanıtamayan Başkan ve yöneticilerinde mi?
Her ne sebeple olursa olsun, Adanamızın denize en yakın ve tek sahilini bu hale getirmemeliydik.
İçim burkularak, yazdığım bu satırları gelecek yaz tekrarlamak istemiyorum. Artık Karataş’ın duble yolu bitsin. Tesisler, halkın da yararlanabileceği konuma getirilsin.
Siz de Yorum Yazın 
Cem YAKINBakan burada vekiller nerede?
Mesut ERAYSen adam olamazsın!
Dr. Violet BAĞÇUVAN8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Adana Valiliği Yine Seferber
Ahmet İŞLEKEREğer...
Prof.Dr. Gülhan SLEMİnsan hakları
Av. Ahmet Can UĞURSESTrafik Kazaları ve Tazminatlar
TARANTULA -\"Neyi arıyorsan sen O\'sundur\" der mevlana
- Son torun nişanlandı
- Facebook böyle dava görmedi!
- Tıp tarihine geçti
- 'Hırka-i Şerif'e ne oldu?
- Trabzonsporlu taraftarlar Brezilya'da haber oldu
- Gemi personeli maaş alamayınca...
- Define avcıları iş başında
- KARATAŞ'TAN MEKTUP VAR
- İşte İbrahim 'Tatlı servet'in mal varlığı!
- Bu yaratık nedir?

